Bende Mahfuz Fotoğraflar

Stok Kodu:
9786257253864
Boyut:
13.00x19.00
Sayfa Sayısı:
208
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2022-03
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
43,00
9786257253864
764422
Bende Mahfuz Fotoğraflar
Bende Mahfuz Fotoğraflar
43.00

Dağdağalı bir sürecin insan portreleri, ilginç “cins” insan-hayat hikayeleri üzerinden bir film gibi anlatılıyor.

Muhsin Kızılkaya, 1960'ların başında doğan, yani bu toplumun git gide daha büyük bir hızla çöktüğü; sarsıntılarla direnişleri, umudu ve düş kırıklıklarını, kanla gülü, kurşuni zamanlarla şiirin çırpınışını iç içe ya da art arda yaşadığı yıllarda büyüyen bir kuşağın yazarı. Bu dağdağalı süreci insan portreleri, ilginç “cins” insan-hayat hikayeleri üzerinden bir film gibi anlatıyor. Fonda kah Hakkari dağları, vadileri var, kah İstanbul'un tarihi silüetleştiren, şimdi ve geleceğe koşullu uğultusu. Nesli tükenen geçmiş zaman insanlarından, kayıp halkların son kalıntılarına, geleceğin kıskacıyla yenilenme yeteneği arasında yol arayanlara kadar “keşke tanısaydık” arzusu uyandıran yığınla “sıradan” insana… Ama bunların yanı sıra çoğumuzun, herkesin “tanıdığı” isimlerin iç ısıtan bir sevecenlikle çizilmiş portreleri… Çoğu yerinden kan sızıyor olsa da bu memleket ve yakın dönem panoraması yine de umutsuzluk değil yaşama ve yaşatma aşkını hissettiriyor. Kan ve kan akıtanlar bu aşk ve azimden güçlü olamazlar çünkü.

Dağdağalı bir sürecin insan portreleri, ilginç “cins” insan-hayat hikayeleri üzerinden bir film gibi anlatılıyor.

Muhsin Kızılkaya, 1960'ların başında doğan, yani bu toplumun git gide daha büyük bir hızla çöktüğü; sarsıntılarla direnişleri, umudu ve düş kırıklıklarını, kanla gülü, kurşuni zamanlarla şiirin çırpınışını iç içe ya da art arda yaşadığı yıllarda büyüyen bir kuşağın yazarı. Bu dağdağalı süreci insan portreleri, ilginç “cins” insan-hayat hikayeleri üzerinden bir film gibi anlatıyor. Fonda kah Hakkari dağları, vadileri var, kah İstanbul'un tarihi silüetleştiren, şimdi ve geleceğe koşullu uğultusu. Nesli tükenen geçmiş zaman insanlarından, kayıp halkların son kalıntılarına, geleceğin kıskacıyla yenilenme yeteneği arasında yol arayanlara kadar “keşke tanısaydık” arzusu uyandıran yığınla “sıradan” insana… Ama bunların yanı sıra çoğumuzun, herkesin “tanıdığı” isimlerin iç ısıtan bir sevecenlikle çizilmiş portreleri… Çoğu yerinden kan sızıyor olsa da bu memleket ve yakın dönem panoraması yine de umutsuzluk değil yaşama ve yaşatma aşkını hissettiriyor. Kan ve kan akıtanlar bu aşk ve azimden güçlü olamazlar çünkü.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat