Henüz Yolcuyum Özyaşam Öyküsü - Anılar

Stok Kodu:
9786058180482
Boyut:
13.50x21.50
Sayfa Sayısı:
80
Basım Yeri:
Eskişehir
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2018-11
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%15 indirimli
15,00
12,75
9786058180482
383408
Henüz Yolcuyum
Henüz Yolcuyum Özyaşam Öyküsü - Anılar
12.75

“1940 senesinin onuncu gününde büyük amcamın motosikletini çaldık ve bir müddet bindik. Meyve hırsızlığını çok erken öğrenmiştik. İnsanların bahçelerinin duvarına tırmanırdık ve incir ile nar çalardık. Ne keyifliydi. Geceleri, Safiabad Çölü'nde göğsümüzün üzerinde sürüne sürüne karpuz ve salatalık tarlalarına kadar giderdik. Karanlık ve acıyı bağrımıza basardık. İyi bir alıştırmaydı. Hâlâ ne zaman elimi bir meyveye yaklaştırsam, o tanıdık acıyı hissederim.

Evimiz çöle komşuydu. Bütün rüyalarımda çöle yer vardı. Büyüdüğümde, küçük amcam bana ok atmayı öğretti. İlk vurduğum kuş bir gökkuzgunuydu. Avlanmak beni hiçbir zaman hoşnut etmedi. Ama beni günbatımından önce çöle çeken de avcılıktı. Avda, doğanın organizmasını perdesiz olarak gördüm. Ben yıllarca namaz kılmışım. En büyükler kılıyordu, ben de kılıyordum.

Bir gün mescit kapalıydı. Yolun başındaki bakkal dedi ki: “Namazı mescidin damında kılın da Allah'a birkaç metre daha yakın olun.” Benimle ağır bir şekilde dalga geçmek, etrafımdakilerin dini, mezhebi olmuştu… Ve ben yıllarca, Tanrısı olmayan bir dindar olarak kaldım…”

MedaKitap, Sohrab Sepehrî'nin özyaşam öyküsü ve çizimlerini Damla Anar çevirisiyle sunuyor.

“1940 senesinin onuncu gününde büyük amcamın motosikletini çaldık ve bir müddet bindik. Meyve hırsızlığını çok erken öğrenmiştik. İnsanların bahçelerinin duvarına tırmanırdık ve incir ile nar çalardık. Ne keyifliydi. Geceleri, Safiabad Çölü'nde göğsümüzün üzerinde sürüne sürüne karpuz ve salatalık tarlalarına kadar giderdik. Karanlık ve acıyı bağrımıza basardık. İyi bir alıştırmaydı. Hâlâ ne zaman elimi bir meyveye yaklaştırsam, o tanıdık acıyı hissederim.

Evimiz çöle komşuydu. Bütün rüyalarımda çöle yer vardı. Büyüdüğümde, küçük amcam bana ok atmayı öğretti. İlk vurduğum kuş bir gökkuzgunuydu. Avlanmak beni hiçbir zaman hoşnut etmedi. Ama beni günbatımından önce çöle çeken de avcılıktı. Avda, doğanın organizmasını perdesiz olarak gördüm. Ben yıllarca namaz kılmışım. En büyükler kılıyordu, ben de kılıyordum.

Bir gün mescit kapalıydı. Yolun başındaki bakkal dedi ki: “Namazı mescidin damında kılın da Allah'a birkaç metre daha yakın olun.” Benimle ağır bir şekilde dalga geçmek, etrafımdakilerin dini, mezhebi olmuştu… Ve ben yıllarca, Tanrısı olmayan bir dindar olarak kaldım…”

MedaKitap, Sohrab Sepehrî'nin özyaşam öyküsü ve çizimlerini Damla Anar çevirisiyle sunuyor.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat