İki Var Bir Yok

Stok Kodu:
9786053060130
Boyut:
13.50x19.50
Sayfa Sayısı:
220
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2016-07
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
18,52
14,82
9786053060130
488874
İki Var Bir Yok
İki Var Bir Yok
14.82

Bir de günün aydınlığından, akşam üstülerinin alaca karartılarına kendimi aktarıp da onun ardından gelecek gecelere küslüğüm olurdu. Çünkü çocukluğumun o geceleri pek tekin geçmezdi. Geç saatlerde barakanın etrafında dolanan adımlar duyar, o adımların buzlaşmış zeminde yürüyen çıtırtıları geçip gidecek mi yoksa o adımlar yerinde durup bekleyecek mi onu kollardım. O çıtırtılar gittiği yerden geri dönüp de pencerenin tam altında durunca bu kez annem yastığın altından çektiği satırı eline aldığında korkularım çözülüp titremelerim tutar, kollarımı iki bacağımın arasında sıkıştırır olduğum yerde siner kalırdım.

Annem palas pandıras “Allah belanızı versin” diye, kapıdan fırlayıp kendini dışarıya atar, bağıra çağıra gecenin ayazına saldığı etmediği bedduayı bırakmaz; sonra da soluk soluğa geri döner, kim ya da kimler olduğunu anlamadığımız o insanların anında kaçıp savuştuklarını söylerdi.

O dönemde küçük bir kentte kocası ölmüş bir kadın olmak taşınması hiçte kolay olmayan ağır bir yüktü. Üstelik kol kanat geren bir yakının olmaması, akıl verecek bir büyükten yoksunluk, yardım etmeye kalkıp da el uzatanların hemen arkasından asıl niyetlerini açığa vurmalarına tanıklığım o yaşlarımın bitmeyen kâbusuydu.

Bir de günün aydınlığından, akşam üstülerinin alaca karartılarına kendimi aktarıp da onun ardından gelecek gecelere küslüğüm olurdu. Çünkü çocukluğumun o geceleri pek tekin geçmezdi. Geç saatlerde barakanın etrafında dolanan adımlar duyar, o adımların buzlaşmış zeminde yürüyen çıtırtıları geçip gidecek mi yoksa o adımlar yerinde durup bekleyecek mi onu kollardım. O çıtırtılar gittiği yerden geri dönüp de pencerenin tam altında durunca bu kez annem yastığın altından çektiği satırı eline aldığında korkularım çözülüp titremelerim tutar, kollarımı iki bacağımın arasında sıkıştırır olduğum yerde siner kalırdım.

Annem palas pandıras “Allah belanızı versin” diye, kapıdan fırlayıp kendini dışarıya atar, bağıra çağıra gecenin ayazına saldığı etmediği bedduayı bırakmaz; sonra da soluk soluğa geri döner, kim ya da kimler olduğunu anlamadığımız o insanların anında kaçıp savuştuklarını söylerdi.

O dönemde küçük bir kentte kocası ölmüş bir kadın olmak taşınması hiçte kolay olmayan ağır bir yüktü. Üstelik kol kanat geren bir yakının olmaması, akıl verecek bir büyükten yoksunluk, yardım etmeye kalkıp da el uzatanların hemen arkasından asıl niyetlerini açığa vurmalarına tanıklığım o yaşlarımın bitmeyen kâbusuydu.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat