Osmanlı İdaresinde Mısır (1839-1882)

Stok Kodu:
9786059408844
Boyut:
16.50x23.50
Sayfa Sayısı:
295
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2018-06
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%10 indirimli
48,00
43,20
9786059408844
493481
Osmanlı İdaresinde Mısır (1839-1882)
Osmanlı İdaresinde Mısır (1839-1882)
43.20

Tarihin gördüğü en büyük ve köklü medeniyet beşiği olan Mısır, daha çok antik tarihi ile anılmaktadır. Mısır'da kurulan medeniyet, dikkate alındığında bunun normal olduğu anlaşılır. Bin yıllara yayılan Mısır medeniyetinin temelinde coğrafî mevkiî ve bu zengin coğrafyanın bahşettiği üretim ekonomisi bulunmaktadır. Uzun süren medeniyetlere bakıldığında bunların üretim ekonomisine dayandığı görülür. Mısır'ın coğrafyası değişmediğine göre bu özelliğinden doğan önemi aslında tarihin hiçbir döneminde değişmemiştir. Roma, Bizans, İslam devletleri hâkimiyeti ve nihayet Osmanlı idaresinde de Mısır her bakımdan önemliydi. Sadece Akdeniz üzerinden Kızıldeniz'e bir güzergâh değil, aynı zamanda geniş tarım alanlarıyla çevresini ve tabi olduğu ülkeleri besleyen bir ülkeydi. Roma, Bizans ve Osmanlı döneminde büyük şehirlerin, bu bağlamda İstanbul'un buğday ve pirinci Mısır'dan gelirdi. Kızıldeniz'den Hint Okyanusu'na, öte yandan Doğu Afrika'ya, açılan önemli bir mevkideydi. Sudan'dan başlayarak, bütün kuzey Afrika da Mısır'ın iktisadî ve siyasî dairesindeydi.

Mısır'ın bu özelliği Sanayi İnkılabından dünyada eskiye oranla büyük gelişmeler meydana geldi. Binlerce yıldan beri insanlığın kullandığı tabiî enerji kaynaklarına buhar enerjisi eklendi ve birim zamandan birim alandan alınan mal ve hizmet arttı, aşılamayan dağlar daha kolay aşıldı, mesafeler kısaldı. Dünya ekonomisi ve ticaret hacmi genişledi. Bunun sonucu olarak eskiden beri var olan sömürgecilik, bu dönemde olağanüstü boyutlara ulaştı. İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika, ilerleyen yıllarda Almanya ve Rusya'nın ulaşmadıkları sömürmedikleri yer kalmamıştı.

Bu dönemde sanayileşen ülkeler, artık kendi ülkelerinin kaynakları ile yetinmiyorlardı. Sanayi toplumlarının refahı devam ettirmek için hammadde kaynaklarına, pazarlara ve hammadde ile pazarlara giden ana kara ve deniz yollarının kontrolü hayatî önemi haizdi. Böyle bir dönemde elbette Mısır gene ön plana çıkacaktı. İşte 19. yüzyılda ortaya çıkan Mısır Meselesinin temelinde bu tarihî, iktisadî ve siyasî şartlar bulunmaktadır.

Dr. Sevda Özkaya'nın büyük bir titizlikle arşiv kaynakları ile yerli-yabancı alanın kaynaklarına dayanarak, uzun bir sürede hazırladığı bu eser, aslında zikrettiğimiz dönemin sömürge sistemini, bir ülkeden nasıl bir bölgenin koparıldığının hikâyesini ortaya koymaktadır. İngiltere, Hindistan üzerindeki hâkimiyeti uğrunda her şeyi yapmağa hazırdır. Daha Napolyon'un 1798'de Mısır'ı işgali karşısında Osmanlı Devleti ile ittifak yaparak Fransa'ya savaş açmakla kararlığına göstermiştir. 19. yüzyıl boyunca da Mısır'da menfaatlerine uygun bir politika izlemiş ve nihayetinde Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu şartlar, özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile düştüğü zaaf ortamında Mısır ile yeterince ilgilenememesi sonucu 1882'de Mısır İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Bütün bunlardan da anlaşılıyor ki, yakınçağlarda da Mısır tarihi en az ilkçağlar kadar önemlidir.

Her ne kadar Mehmet Ali Paşa gailesiyle başlayan iç siyaset, Paşa'ya verilen imtiyaz fermanı, bu dönemde Mısır'ın iktisadî, siyasî ve sosyal gelişmeleri, Mısır hazinesi ve borçları ön planda görünüyorsa da aslında bu eserde Mısır'ın nasıl elden çıktığı anlatılmaktadır. Coğrafya değişmediğine göre, gelecekte de benzer gelişmelerin olması, tarihî seyre uygundur.

Prof. Dr. Mustafa Öztürk

Tarihin gördüğü en büyük ve köklü medeniyet beşiği olan Mısır, daha çok antik tarihi ile anılmaktadır. Mısır'da kurulan medeniyet, dikkate alındığında bunun normal olduğu anlaşılır. Bin yıllara yayılan Mısır medeniyetinin temelinde coğrafî mevkiî ve bu zengin coğrafyanın bahşettiği üretim ekonomisi bulunmaktadır. Uzun süren medeniyetlere bakıldığında bunların üretim ekonomisine dayandığı görülür. Mısır'ın coğrafyası değişmediğine göre bu özelliğinden doğan önemi aslında tarihin hiçbir döneminde değişmemiştir. Roma, Bizans, İslam devletleri hâkimiyeti ve nihayet Osmanlı idaresinde de Mısır her bakımdan önemliydi. Sadece Akdeniz üzerinden Kızıldeniz'e bir güzergâh değil, aynı zamanda geniş tarım alanlarıyla çevresini ve tabi olduğu ülkeleri besleyen bir ülkeydi. Roma, Bizans ve Osmanlı döneminde büyük şehirlerin, bu bağlamda İstanbul'un buğday ve pirinci Mısır'dan gelirdi. Kızıldeniz'den Hint Okyanusu'na, öte yandan Doğu Afrika'ya, açılan önemli bir mevkideydi. Sudan'dan başlayarak, bütün kuzey Afrika da Mısır'ın iktisadî ve siyasî dairesindeydi.

Mısır'ın bu özelliği Sanayi İnkılabından dünyada eskiye oranla büyük gelişmeler meydana geldi. Binlerce yıldan beri insanlığın kullandığı tabiî enerji kaynaklarına buhar enerjisi eklendi ve birim zamandan birim alandan alınan mal ve hizmet arttı, aşılamayan dağlar daha kolay aşıldı, mesafeler kısaldı. Dünya ekonomisi ve ticaret hacmi genişledi. Bunun sonucu olarak eskiden beri var olan sömürgecilik, bu dönemde olağanüstü boyutlara ulaştı. İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika, ilerleyen yıllarda Almanya ve Rusya'nın ulaşmadıkları sömürmedikleri yer kalmamıştı.

Bu dönemde sanayileşen ülkeler, artık kendi ülkelerinin kaynakları ile yetinmiyorlardı. Sanayi toplumlarının refahı devam ettirmek için hammadde kaynaklarına, pazarlara ve hammadde ile pazarlara giden ana kara ve deniz yollarının kontrolü hayatî önemi haizdi. Böyle bir dönemde elbette Mısır gene ön plana çıkacaktı. İşte 19. yüzyılda ortaya çıkan Mısır Meselesinin temelinde bu tarihî, iktisadî ve siyasî şartlar bulunmaktadır.

Dr. Sevda Özkaya'nın büyük bir titizlikle arşiv kaynakları ile yerli-yabancı alanın kaynaklarına dayanarak, uzun bir sürede hazırladığı bu eser, aslında zikrettiğimiz dönemin sömürge sistemini, bir ülkeden nasıl bir bölgenin koparıldığının hikâyesini ortaya koymaktadır. İngiltere, Hindistan üzerindeki hâkimiyeti uğrunda her şeyi yapmağa hazırdır. Daha Napolyon'un 1798'de Mısır'ı işgali karşısında Osmanlı Devleti ile ittifak yaparak Fransa'ya savaş açmakla kararlığına göstermiştir. 19. yüzyıl boyunca da Mısır'da menfaatlerine uygun bir politika izlemiş ve nihayetinde Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu şartlar, özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile düştüğü zaaf ortamında Mısır ile yeterince ilgilenememesi sonucu 1882'de Mısır İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Bütün bunlardan da anlaşılıyor ki, yakınçağlarda da Mısır tarihi en az ilkçağlar kadar önemlidir.

Her ne kadar Mehmet Ali Paşa gailesiyle başlayan iç siyaset, Paşa'ya verilen imtiyaz fermanı, bu dönemde Mısır'ın iktisadî, siyasî ve sosyal gelişmeleri, Mısır hazinesi ve borçları ön planda görünüyorsa da aslında bu eserde Mısır'ın nasıl elden çıktığı anlatılmaktadır. Coğrafya değişmediğine göre, gelecekte de benzer gelişmelerin olması, tarihî seyre uygundur.

Prof. Dr. Mustafa Öztürk

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat