Sizi Rahatsız Etmeye Geldim

Stok Kodu:
3990000002151
Boyut:
17.00x24.50
Sayfa Sayısı:
288
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2009-04
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
23,15
18,52
3990000002151
660947
Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
18.52

Düşünen her insan kucağına doğduğu toplumun üvey evladı! Bu insanlar inançlı olmayı çokça dosta sahip olmaktan yeğ tutarlar. Düşünce ve iman bir araya gelince, "uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs" teşekkül eder. Bu büyük ruhların ve yiğit adamların işidir. Bununla beraber övgünün kör edici tuzağı her zaman yolumuza kurulu durmaktadır. Düşünce adamının işi kırmadan, kızmadan sabırla anlamaya çalışmak. Yalnız anlamak mı? Anladığını bir namus cilvesi olarak anlatmak. Aydınlatmak. Yanmak yakılmak. Ama öncelikle aydınlanmak için yanmak, aydınlatmak için değil. Eğer böyle değilse geriye aldanmak ve aldatmak kalıyor. Ve maesefa tefekkürün Sina'sı her zaman metruk kalmaya mahkum, Serazad düşünce namus setresine bürününce mukaddeslerle mülevvesler arasındaki puslu şafakta bir güneş doğar. Bu hakikat güneşidir. Yalanın kirli yüzünü ifşa eden hakikat güneşi. Aydın'ın [ruşenfikr] görevi kakikatin ortaya çıkarılması. Eyyub gibi bir sabırla.

Hayatı konuşmak ve yazmak olan bir iman ve düşünce adamının karşısındayız. Hayatı Çöl'de başlamış bir dava adamı. Kaderi çöl gecelerinde bir yıldız misali parlamak olan bir adam. Bir kandil, Açılarıyla, umutlarıyla, kederleriyle, anlayışlarıyla, sevinçleriyle. Cedlerinden aldığı büyük terbiye ile, iman ve düşünce tarihinin büyük kametlerini tek tek ziyaret ederek onlardan feyz almış bir adam, Selman-ı Pak ile kol koladır, Ebu Zer'in cübbesini giyinir, Ali ile kuyu kazar, İkballe arkadaşlık eder, Sartre ile kahve içer, Bergsonla münazara yapar, Massignon'un kitaplarını taşır. Bir eş, bir baba, bir öğretmen, bir arkadaş, bir bir bir... ama yalnız.

Zor zamanlarda yaşayan, yazan ve konuşan insanların kaderleri "zor" üzerinde yükselir. Onlar aç kalmayı, horlanmayı, sürülmeyi göze alarak ait olduklan halklar üzerine şalıitliklerini gerçekleştirmek için büyük fedakarlıklar gösterirler. Yaşamın lezzetlerini kendilerine haram sayan bu yüce ruhlar büyük davalar için hayatlarını feda ederler.

Bugün dünyanın birçok köşesinde kitapları okunan, tartışılan, sevilen, takip edilen, fikirleri hala canlı bir düşünce ve eylem adamıdır Ali Şeriati.

Düşünen her insan kucağına doğduğu toplumun üvey evladı! Bu insanlar inançlı olmayı çokça dosta sahip olmaktan yeğ tutarlar. Düşünce ve iman bir araya gelince, "uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs" teşekkül eder. Bu büyük ruhların ve yiğit adamların işidir. Bununla beraber övgünün kör edici tuzağı her zaman yolumuza kurulu durmaktadır. Düşünce adamının işi kırmadan, kızmadan sabırla anlamaya çalışmak. Yalnız anlamak mı? Anladığını bir namus cilvesi olarak anlatmak. Aydınlatmak. Yanmak yakılmak. Ama öncelikle aydınlanmak için yanmak, aydınlatmak için değil. Eğer böyle değilse geriye aldanmak ve aldatmak kalıyor. Ve maesefa tefekkürün Sina'sı her zaman metruk kalmaya mahkum, Serazad düşünce namus setresine bürününce mukaddeslerle mülevvesler arasındaki puslu şafakta bir güneş doğar. Bu hakikat güneşidir. Yalanın kirli yüzünü ifşa eden hakikat güneşi. Aydın'ın [ruşenfikr] görevi kakikatin ortaya çıkarılması. Eyyub gibi bir sabırla.

Hayatı konuşmak ve yazmak olan bir iman ve düşünce adamının karşısındayız. Hayatı Çöl'de başlamış bir dava adamı. Kaderi çöl gecelerinde bir yıldız misali parlamak olan bir adam. Bir kandil, Açılarıyla, umutlarıyla, kederleriyle, anlayışlarıyla, sevinçleriyle. Cedlerinden aldığı büyük terbiye ile, iman ve düşünce tarihinin büyük kametlerini tek tek ziyaret ederek onlardan feyz almış bir adam, Selman-ı Pak ile kol koladır, Ebu Zer'in cübbesini giyinir, Ali ile kuyu kazar, İkballe arkadaşlık eder, Sartre ile kahve içer, Bergsonla münazara yapar, Massignon'un kitaplarını taşır. Bir eş, bir baba, bir öğretmen, bir arkadaş, bir bir bir... ama yalnız.

Zor zamanlarda yaşayan, yazan ve konuşan insanların kaderleri "zor" üzerinde yükselir. Onlar aç kalmayı, horlanmayı, sürülmeyi göze alarak ait olduklan halklar üzerine şalıitliklerini gerçekleştirmek için büyük fedakarlıklar gösterirler. Yaşamın lezzetlerini kendilerine haram sayan bu yüce ruhlar büyük davalar için hayatlarını feda ederler.

Bugün dünyanın birçok köşesinde kitapları okunan, tartışılan, sevilen, takip edilen, fikirleri hala canlı bir düşünce ve eylem adamıdır Ali Şeriati.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat