Şehir Sünnettir

Stok Kodu:
3990000022298
Boyut:
13.50x21.00
Sayfa Sayısı:
285
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2016-06
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
%23 indirimli
35,00
26,95
3990000022298
485045
Şehir Sünnettir
Şehir Sünnettir
26.95

Medine-medeniyet” hem “şehir” ve hem de “fıkıhla yaşayan toplumsallık” demektir. Dolayısıyla sünnet, medine-medeniyeti oluşturmayı öncelikli görmelidir. “Şehir sünnettir” beyanı bunu ifade ediyor. Medine'yi “ahkamın indiği ve tatbik bulduğu belde” şeklinde anlıyoruz. Medine-şehir, “Cuma kılınan-Pazar kurulan” özelliğiyle pazarın üretenlere açıldığı beldedir. Bir diğer husus da şu: medine-şehir, muahat-kardeşlik (ahı-ahi) ilkeleriyle birbirine bağlı toplumun inşa ettiği adalet yurdudur. İslâm şehri, küresel mal üretiminin satışa sunulduğu, Müslüman fertlerin tüketici kılındığı, mekânın metalaştırıldığı bir pazar sistemine dönüştürülmemelidir. İslam şehri, cami etrafında halkalanmış binalar, iki katlı evler toplamı da değildir. “Sünnete uygun yaşamak” konusunun “Müslüman bir topluma erişmek” meselesiyle ilgisinin kurulması gerekliliğine işaret etmekteyiz. “Kentsel düzen”de yaşayan Müslümanların “Daru'l-hicre ve's-Sünne” olan şehri inşa etmeleri gibi öncelikli meseleyi kaybettiğini düşünüyoruz. Kent, sınıflı bir toplum, gözetleme-denetim toplumu, kapitalist-anamalcı toplum kurma peşindedir. Kent, kölelik üretmektedir. Bu nedenle “kent olmayan” şehre yürümek, şehir inşa etmek, medeniyet (fıkıh-hukuk toplumsallığı) için varolmak, sünneti yaşama cehdinin parçası sayılmalıdır.

Medine-medeniyet” hem “şehir” ve hem de “fıkıhla yaşayan toplumsallık” demektir. Dolayısıyla sünnet, medine-medeniyeti oluşturmayı öncelikli görmelidir. “Şehir sünnettir” beyanı bunu ifade ediyor. Medine'yi “ahkamın indiği ve tatbik bulduğu belde” şeklinde anlıyoruz. Medine-şehir, “Cuma kılınan-Pazar kurulan” özelliğiyle pazarın üretenlere açıldığı beldedir. Bir diğer husus da şu: medine-şehir, muahat-kardeşlik (ahı-ahi) ilkeleriyle birbirine bağlı toplumun inşa ettiği adalet yurdudur. İslâm şehri, küresel mal üretiminin satışa sunulduğu, Müslüman fertlerin tüketici kılındığı, mekânın metalaştırıldığı bir pazar sistemine dönüştürülmemelidir. İslam şehri, cami etrafında halkalanmış binalar, iki katlı evler toplamı da değildir. “Sünnete uygun yaşamak” konusunun “Müslüman bir topluma erişmek” meselesiyle ilgisinin kurulması gerekliliğine işaret etmekteyiz. “Kentsel düzen”de yaşayan Müslümanların “Daru'l-hicre ve's-Sünne” olan şehri inşa etmeleri gibi öncelikli meseleyi kaybettiğini düşünüyoruz. Kent, sınıflı bir toplum, gözetleme-denetim toplumu, kapitalist-anamalcı toplum kurma peşindedir. Kent, kölelik üretmektedir. Bu nedenle “kent olmayan” şehre yürümek, şehir inşa etmek, medeniyet (fıkıh-hukuk toplumsallığı) için varolmak, sünneti yaşama cehdinin parçası sayılmalıdır.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat