Yetkin Düşünce Dergisi Yıl: 2 Sayı: 5 Ocak, Şubat, Mart 2019

Stok Kodu:
3990000033455
Boyut:
16.00x24.00
Sayfa Sayısı:
240
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2019-01
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%10 indirimli
35,00
31,50
3990000033455
393104
Yetkin Düşünce Dergisi Yıl: 2 Sayı: 5 Ocak, Şubat, Mart 2019
Yetkin Düşünce Dergisi Yıl: 2 Sayı: 5 Ocak, Şubat, Mart 2019
31.50

Yetkin Düşünce, 5. Sayısı ile sizlere merhaba derken 1 yaşını da başarı ile doldurmuş bulunuyor. Bu, çok değerli yayın kurulu ve yazarlarımızın katkıları ve siz okuyucularımızın ilgi ve teşvikleriyle gerçekleşti; teşekkür ediyoruz. Oluşan bu heyecan ve gönül bağı sürdükçe yine/yeni önemli konuları dosyalaştırmaya ve yine önemli isimlerle sizleri buluşturmaya devam edeceğiz inşaalah.
İkinci yılımıza, “Deizm, Ateizm ve Agnostisizm” dosyasıyla başlamayı uygun gördük. Şunu hedefledik: Geçtiğimiz dönemde gündeme gelen “Acaba deizm artıyor mu? İnsanlar dinden uzaklaşıyor mu? Dinlerin sözü tükeniyor mu?..” gibi soru ve kaygıların gerçeklik durumu nedir, varsa ne ifade eder, bu türden değişme ve gelişmeler toplum için bir tehdit midir yoksa imkan mı? Bunları analiz edip gerçeklerle yüzleşmek istedik.

Bu Sayıda:
Editörümüz Mustafa Tekin, Paradigmal Krizin Görünürlük Noktaları olarak Deizm ve Ateizme işaret ediyor…Esat Aslan, “Yaşamın Evrimi ve Yanı başımızdaki Allah” başlıklı yazısıyla, yaralarımızı sarma yeteneğine sahip bir Allah'ın bilgeliğini ve rahmetini reddeden bir bakışın ne yaşamı açıklayabileceğini ne de bizi mutlu kılabileceğini söylüyor. Ve bilimin mekanizmalarını kendine temel alıp Allah'ı reddetmiş modern insanın, yitirdiklerinin pek farkında olmadığına dikkat çekiyor.Yaşar Soyalan, “Dinlerin Sözünün Tükenişine Doğru mu Gidiyoruz?” sorusuyla, Değer Üretemeyen Dinin Değersizleşeceğini dile getiriyor.“Deizm: Dinlerin Sonu mu? Kur'an Varken Asla…” diyerek bundan kaygı duyanların kaygısını da giderecek detaylı bir analiz yapan Ahmet Keleş, Allah'ın varlığının ispat değil iman konusu olduğunun altını çiziyor. Kuran varken deizmin tutunamayacağını savlarken kelamcılarımızın münezzeh ve mukaddes ‘Tanrı Teolojisi' yapmak adına 'Ahsen-i taqvîm' olan insanı göz ardı ederek deist ürettikleri vurgusunu da ihmal etmiyor. Sorunun yönünü değiştirerek farklı şekilde soran Muhammet Özdemir, ‘Tanrı Sorunu'nu insanın kendisine ait meraklarının, güven ve huzur ihtiyaçlarının bir yansıması olarak tanımlıyor.

Kadir Canatan, Tanrı tasavvurlarında var olan iki uç yaklaşımın (ifrat-tefrit), yani tenzih ve teşbih inancının, etki-tepki zinciri içinde ele alınmasının deizme de zemin hazırladığını vurgulayarak bu ikilemden kurtulmaya çağırıyor.
Şaban Ali Düzgün'ün, doktrin ve öncü İsimleriyle, deizmi derli toplu bir şekilde özetlemesinden sonra; Aydın Topaloğlu da, ateizmin doğası üzerine bazı notlar düşüyor.Vejdi Bilgin ise, “Bireylerde Travma, Sorgulama ve İnanç Krizi Sonrası Ateizme Geçiş Süreci”ni saha çalışmasından örnek tablolarla ortaya koyuyor.Abbas Pirimoğlu, Batılı filozofların Tanrı ile sorunları üzerine önemli görüşler serdederken; Mustafa Demirtaş, Türkiye dindarlığındaki agnostik kırılmaların toplumsal arka planını irdeliyor.

Muhammet Çelik'in inançtan inançsızlığa giden bazı yollara değinisinden sonra değerli yazarımız Atasoy Müftüoğlu'nun özgün üslubuyla “Kavramsal Mahkûmiyete Katlanmak” adlı makalesi yer alıyor.Tanrıya karşı duygu ve duruşları ifade eden deizm, ateizm ve agnostisizme bakışta her biri bir pencere açan bu özgün yazılarla beraber, dosyayı iki söyleşiyle daha da netleştirmek ve zenginleştirmek istedik. Birincisi, teorik boyutuyla konuyu konuşacağımız yetkin bir isim aradığımızda ilk akla gelen/lerden Prof. Dr. Ahmet Arslan. İkincisi, bütün bu iddiaların sahadaki görünür örneği durumundaki 'Deizm Derneği'nin temsilcisi ve kurucularından olan Özcan Pali.

Ayrıca kültür sanat köşemiz için de bir söyleşi gerçekleştirdik. Seksenli yıllardaki dönüşü / hidayeti ve “İnsanlar ve Soytarılar” oyunu ile İslamcı camiada ünlenerek önemli bir isim olan ama son yıllarda çok da gündemde olmayan bir ismi, Ulvi Alacakaptan'ı merak ettik; “O günden bu güne ne oldu? Sanat ve hayata bakışında neler değişti? Ülkemizde sanat ne durumda nereye gidiyor?” gibi sorulara cevap aradık. Kısacası keyifli söyleşiler gerçekleştirdik. Sizin de zevkle okuyacağınızı umuyoruz. Nihayet, son günlerde çok konuşulan “Müslüm” filmine yönelik Nevin Başaran tarafından kaleme alınan bir değerlendirme yazısı ile bu bölümü tamamladık. Böylece dopdolu bir sayı ile daha karşınızdayız. İlgi, dikkat ve heyecanla okuyacağınızı umuyor, görüş ve eleştirilerinizi bekliyoruz.

-Latif Kınataş

Yetkin Düşünce, 5. Sayısı ile sizlere merhaba derken 1 yaşını da başarı ile doldurmuş bulunuyor. Bu, çok değerli yayın kurulu ve yazarlarımızın katkıları ve siz okuyucularımızın ilgi ve teşvikleriyle gerçekleşti; teşekkür ediyoruz. Oluşan bu heyecan ve gönül bağı sürdükçe yine/yeni önemli konuları dosyalaştırmaya ve yine önemli isimlerle sizleri buluşturmaya devam edeceğiz inşaalah.
İkinci yılımıza, “Deizm, Ateizm ve Agnostisizm” dosyasıyla başlamayı uygun gördük. Şunu hedefledik: Geçtiğimiz dönemde gündeme gelen “Acaba deizm artıyor mu? İnsanlar dinden uzaklaşıyor mu? Dinlerin sözü tükeniyor mu?..” gibi soru ve kaygıların gerçeklik durumu nedir, varsa ne ifade eder, bu türden değişme ve gelişmeler toplum için bir tehdit midir yoksa imkan mı? Bunları analiz edip gerçeklerle yüzleşmek istedik.

Bu Sayıda:
Editörümüz Mustafa Tekin, Paradigmal Krizin Görünürlük Noktaları olarak Deizm ve Ateizme işaret ediyor…Esat Aslan, “Yaşamın Evrimi ve Yanı başımızdaki Allah” başlıklı yazısıyla, yaralarımızı sarma yeteneğine sahip bir Allah'ın bilgeliğini ve rahmetini reddeden bir bakışın ne yaşamı açıklayabileceğini ne de bizi mutlu kılabileceğini söylüyor. Ve bilimin mekanizmalarını kendine temel alıp Allah'ı reddetmiş modern insanın, yitirdiklerinin pek farkında olmadığına dikkat çekiyor.Yaşar Soyalan, “Dinlerin Sözünün Tükenişine Doğru mu Gidiyoruz?” sorusuyla, Değer Üretemeyen Dinin Değersizleşeceğini dile getiriyor.“Deizm: Dinlerin Sonu mu? Kur'an Varken Asla…” diyerek bundan kaygı duyanların kaygısını da giderecek detaylı bir analiz yapan Ahmet Keleş, Allah'ın varlığının ispat değil iman konusu olduğunun altını çiziyor. Kuran varken deizmin tutunamayacağını savlarken kelamcılarımızın münezzeh ve mukaddes ‘Tanrı Teolojisi' yapmak adına 'Ahsen-i taqvîm' olan insanı göz ardı ederek deist ürettikleri vurgusunu da ihmal etmiyor. Sorunun yönünü değiştirerek farklı şekilde soran Muhammet Özdemir, ‘Tanrı Sorunu'nu insanın kendisine ait meraklarının, güven ve huzur ihtiyaçlarının bir yansıması olarak tanımlıyor.

Kadir Canatan, Tanrı tasavvurlarında var olan iki uç yaklaşımın (ifrat-tefrit), yani tenzih ve teşbih inancının, etki-tepki zinciri içinde ele alınmasının deizme de zemin hazırladığını vurgulayarak bu ikilemden kurtulmaya çağırıyor.
Şaban Ali Düzgün'ün, doktrin ve öncü İsimleriyle, deizmi derli toplu bir şekilde özetlemesinden sonra; Aydın Topaloğlu da, ateizmin doğası üzerine bazı notlar düşüyor.Vejdi Bilgin ise, “Bireylerde Travma, Sorgulama ve İnanç Krizi Sonrası Ateizme Geçiş Süreci”ni saha çalışmasından örnek tablolarla ortaya koyuyor.Abbas Pirimoğlu, Batılı filozofların Tanrı ile sorunları üzerine önemli görüşler serdederken; Mustafa Demirtaş, Türkiye dindarlığındaki agnostik kırılmaların toplumsal arka planını irdeliyor.

Muhammet Çelik'in inançtan inançsızlığa giden bazı yollara değinisinden sonra değerli yazarımız Atasoy Müftüoğlu'nun özgün üslubuyla “Kavramsal Mahkûmiyete Katlanmak” adlı makalesi yer alıyor.Tanrıya karşı duygu ve duruşları ifade eden deizm, ateizm ve agnostisizme bakışta her biri bir pencere açan bu özgün yazılarla beraber, dosyayı iki söyleşiyle daha da netleştirmek ve zenginleştirmek istedik. Birincisi, teorik boyutuyla konuyu konuşacağımız yetkin bir isim aradığımızda ilk akla gelen/lerden Prof. Dr. Ahmet Arslan. İkincisi, bütün bu iddiaların sahadaki görünür örneği durumundaki 'Deizm Derneği'nin temsilcisi ve kurucularından olan Özcan Pali.

Ayrıca kültür sanat köşemiz için de bir söyleşi gerçekleştirdik. Seksenli yıllardaki dönüşü / hidayeti ve “İnsanlar ve Soytarılar” oyunu ile İslamcı camiada ünlenerek önemli bir isim olan ama son yıllarda çok da gündemde olmayan bir ismi, Ulvi Alacakaptan'ı merak ettik; “O günden bu güne ne oldu? Sanat ve hayata bakışında neler değişti? Ülkemizde sanat ne durumda nereye gidiyor?” gibi sorulara cevap aradık. Kısacası keyifli söyleşiler gerçekleştirdik. Sizin de zevkle okuyacağınızı umuyoruz. Nihayet, son günlerde çok konuşulan “Müslüm” filmine yönelik Nevin Başaran tarafından kaleme alınan bir değerlendirme yazısı ile bu bölümü tamamladık. Böylece dopdolu bir sayı ile daha karşınızdayız. İlgi, dikkat ve heyecanla okuyacağınızı umuyor, görüş ve eleştirilerinizi bekliyoruz.

-Latif Kınataş

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat