Bir Yeniçeri Ailesinin Gerçek Hikayesi (Ciltli) Ellialtıoğulları

Stok Kodu:
9786054262458
Boyut:
13.50x21.00
Sayfa Sayısı:
666
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2015-05
Kapak Türü:
Ciltli
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
45,00
9786054262458
722625
Bir Yeniçeri Ailesinin Gerçek Hikayesi (Ciltli)
Bir Yeniçeri Ailesinin Gerçek Hikayesi (Ciltli) Ellialtıoğulları
45.00

25 Temmuz 1826 gecesi bir gölge, tedirgin adımlarla Unkapanı kıyısında volta atıyordu. Beklediği, kendisini almaya gelecek olan sandalcıydı. Aslında şu koca dünyada artık başka beklediği bir şey de kalmamıştı ya. Nemden yapış yapış olmuş mintanının yakasını boğulurcasına açtı.

Yeniçeri Ahmet Ağa, hava sıcak olmasına karşın titriyordu. Titremesinin nedeni korku, öfke, kırgınlık, umutsuzluk, şaşkınlık ve meraktandı. Bir şeyler görebilmek umuduyla bakışlarını Haliç tarafına doğru çevirmişti. Görmeyi hiç ummasa da eskiden Çardak Kahvesi'nin bulunduğu yeri gözleriyle taradı. Tek tük solgun birkaç ışığın dışında her yer ölüm sessizliğine bürünmüştü. Gözüne tanıdık gelen, yüreğinde hiç olmazsa küçücük bir umut ışığı yakacak hiçbir şey göremedi. Çardak kahvesi artık yoktu. Bir an sanki kulağına top sesleri, kılıç şakırtıları, haykırışlar, inlemeler gelir gibi oldu. Burnunun direği sızladı.

25 Temmuz 1826 gecesi bir gölge, tedirgin adımlarla Unkapanı kıyısında volta atıyordu. Beklediği, kendisini almaya gelecek olan sandalcıydı. Aslında şu koca dünyada artık başka beklediği bir şey de kalmamıştı ya. Nemden yapış yapış olmuş mintanının yakasını boğulurcasına açtı.

Yeniçeri Ahmet Ağa, hava sıcak olmasına karşın titriyordu. Titremesinin nedeni korku, öfke, kırgınlık, umutsuzluk, şaşkınlık ve meraktandı. Bir şeyler görebilmek umuduyla bakışlarını Haliç tarafına doğru çevirmişti. Görmeyi hiç ummasa da eskiden Çardak Kahvesi'nin bulunduğu yeri gözleriyle taradı. Tek tük solgun birkaç ışığın dışında her yer ölüm sessizliğine bürünmüştü. Gözüne tanıdık gelen, yüreğinde hiç olmazsa küçücük bir umut ışığı yakacak hiçbir şey göremedi. Çardak kahvesi artık yoktu. Bir an sanki kulağına top sesleri, kılıç şakırtıları, haykırışlar, inlemeler gelir gibi oldu. Burnunun direği sızladı.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat