Derdest Zindanda Bitmeyen 28 Şubat / Olağanüstü Koşulların Olağan Mahkumları

Stok Kodu:
9786055146368
Boyut:
13.50x21.00
Sayfa Sayısı:
256
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2016-09
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
50,00
40,00
9786055146368
370786
Derdest
Derdest Zindanda Bitmeyen 28 Şubat / Olağanüstü Koşulların Olağan Mahkumları
40.00

Bu kitap, 28 Şubat sürecinde olağandışı usullerle yargılanıp, hukuksuz cezalara çarptırılan kardeşlerimizin ve ailelerinin yaşadıkları zulmün ifşası ve mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik beklentilerini dile getirmek üzere hazırlanmış bir çalışma olan, yönetmenliğini Kevser Çakır Demir'in yaptığı “Derdest” isimli belgesel için gerçekleştirilmiş röportajlardan oluşmaktadır. Darbecilerin brifing tezgahında şekillendirilmiş bir yargı mekanizması marifetiyle açtıkları ve bir türlü kapanmak bilmeyen bir yaraya dikkat çekmek için hazırlanmıştır. Mevcut düzeni yıkıp yerine İslami temelde bir devlet sistemi inşa etmek suçlamasıyla yargılanıp mahkûm edilen yüzlerce insanın maruz kaldığı hukuksuzluğun bizzat en yakınlarının ve sürecin doğrudan mağdur ettiklerinin ağzından aktarılması hedeflenmiştir.

Aslında bir yönüyle bu çalışma yıllardır beton duvarlar arasında adeta sükût suikastine uğratılmaya, sesleri bastırılmaya çalışılan Müslüman tutsakların unutulmadığına, unutulamayacağına dair de bir haykırıştır. Konusunu kirli, zalim uygulamalarıyla bu ülkenin hafızasına kazınmış bir hukuksuzluk cenderesinin devam edegelen mağduriyetleri oluşturmaktadır. 28 Şubat adı verilen post-modern darbe sürecinin hukuku, mantığı, haklarımızı, özgürlüklerimizi bir silindir gibi ezmesinin üzerinden geçen bunca yıldan sonra bile yaranın hala kanamaya devam ettiğini hatırlatmak üzere hazırlanmıştır.

Bu vesileyle bir kez daha yetki ve sorumluluk sahibi herkesi harekete geçmeye, bu haksızlığa daha fazla göz yummamaya, zulme daha fazla ortak olmamaya çağırıyoruz. Yine vicdan sahibi herkese, en başta da kardeşlik hukukunun üzerlerine yüklediği görevin bilincinde olanlara, olması gerekenlere vicdanları sızlatan bu haksızlığa, mağduriyete, zulme karşı duyarlılık ve tavır geliştirmelerinin boyunlarının borcu olduğunu tekraren hatırlatıyoruz. Zindan duvarlarının seslerini bastırdığı kardeşlerinin seslerine ses olmanın, haykırışlarını kulak verip cümle âleme duyurmaya çalışmanın kardeşlik hukukunun gereği olduğunun altını çiziyoruz. Ve son söz olarak artık yeter diyoruz, evet haksızlığa ve zulme artık yeter!

Bu kitap, 28 Şubat sürecinde olağandışı usullerle yargılanıp, hukuksuz cezalara çarptırılan kardeşlerimizin ve ailelerinin yaşadıkları zulmün ifşası ve mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik beklentilerini dile getirmek üzere hazırlanmış bir çalışma olan, yönetmenliğini Kevser Çakır Demir'in yaptığı “Derdest” isimli belgesel için gerçekleştirilmiş röportajlardan oluşmaktadır. Darbecilerin brifing tezgahında şekillendirilmiş bir yargı mekanizması marifetiyle açtıkları ve bir türlü kapanmak bilmeyen bir yaraya dikkat çekmek için hazırlanmıştır. Mevcut düzeni yıkıp yerine İslami temelde bir devlet sistemi inşa etmek suçlamasıyla yargılanıp mahkûm edilen yüzlerce insanın maruz kaldığı hukuksuzluğun bizzat en yakınlarının ve sürecin doğrudan mağdur ettiklerinin ağzından aktarılması hedeflenmiştir.

Aslında bir yönüyle bu çalışma yıllardır beton duvarlar arasında adeta sükût suikastine uğratılmaya, sesleri bastırılmaya çalışılan Müslüman tutsakların unutulmadığına, unutulamayacağına dair de bir haykırıştır. Konusunu kirli, zalim uygulamalarıyla bu ülkenin hafızasına kazınmış bir hukuksuzluk cenderesinin devam edegelen mağduriyetleri oluşturmaktadır. 28 Şubat adı verilen post-modern darbe sürecinin hukuku, mantığı, haklarımızı, özgürlüklerimizi bir silindir gibi ezmesinin üzerinden geçen bunca yıldan sonra bile yaranın hala kanamaya devam ettiğini hatırlatmak üzere hazırlanmıştır.

Bu vesileyle bir kez daha yetki ve sorumluluk sahibi herkesi harekete geçmeye, bu haksızlığa daha fazla göz yummamaya, zulme daha fazla ortak olmamaya çağırıyoruz. Yine vicdan sahibi herkese, en başta da kardeşlik hukukunun üzerlerine yüklediği görevin bilincinde olanlara, olması gerekenlere vicdanları sızlatan bu haksızlığa, mağduriyete, zulme karşı duyarlılık ve tavır geliştirmelerinin boyunlarının borcu olduğunu tekraren hatırlatıyoruz. Zindan duvarlarının seslerini bastırdığı kardeşlerinin seslerine ses olmanın, haykırışlarını kulak verip cümle âleme duyurmaya çalışmanın kardeşlik hukukunun gereği olduğunun altını çiziyoruz. Ve son söz olarak artık yeter diyoruz, evet haksızlığa ve zulme artık yeter!

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat