Türkiye'de ve Dünyada Doğrudan Yabancı Yatırımlar Fırsatlar, Riskler ve Ekonomik Etkiler

Stok Kodu:
9789758675197
Boyut:
16.00x24.00
Sayfa Sayısı:
160
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2020-07
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
1. Hamur
Dili:
Türkçe
%15 indirimli
45,00
38,25
9789758675197
697684
Türkiye'de ve Dünyada Doğrudan Yabancı Yatırımlar
Türkiye'de ve Dünyada Doğrudan Yabancı Yatırımlar Fırsatlar, Riskler ve Ekonomik Etkiler
38.25

Tasarruf oranları yeterli seviyede olmayan ülkelerde büyüme hızını arttırmak ve kalkınarak gelişmiş ülkelerin refah seviyesine ulaşabilmek için yabancı kaynağa daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Daha fazla yabancı kaynak çekebilmek için ise hukuki ve ekonomik alanda gerekli yapısal düzenlemeleri yaparak güvenli bir yatırım ortamının sağlanması gerekmektedir. Yabancı kaynaklar açısından ise en cazip olanlardan bir tanesi Doğrudan Yabancı Yatırımlardır. Çünkü değişen piyasa koşullarına göre ülkeye hızla girip çıkabilen portföy yatırımlarına göre zor zamanlarda ülkeyi terk edip istikrarsızlık yaratma olasılığı çok daha düşüktür. Doğrudan Yabancı yatırımlara karşı gerek akademik düzeyde, gerekse ülke ve firma yöneticileri arasında ilginin artmasının nedenlerinden biri 1980 sonrasında Doğrudan Yabancı Yatırımlarda görülen hızlı artıştır. DYY'nin hızlı büyümesi, küresel rekabetten ve finansal piyasalar ile mal ve faktör piyasalarındaki serbestleşme eğiliminden kaynaklanmıştır. Birsüredir, ticaret ve yatırım için küresel politika iklimi, ihracata dayalı büyüme ve gelişmenin en parlak döneminde olduğu kadar iyi değildir. Ancak sanayileşmeyi, ekonomik çeşitliliği ve yapısal dönüşümü desteklemek için yatırım çekme ve ihracatı teşvik etme ihtiyacı, gelişmekte olan ülkeler için herzamankinden daha fazla olmaktadır. Son yıllarda hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerde kabul edilen birçok yeni sanayi politikasının neredeyse tamamı yatırım çekmeye önemli ölçüde güvenmektedir. Bu nedenle uluslararası yatırım pazarı giderek daha zor ve rekabetçi hale gelmektedir. Doğrudan yabancı yatırımlar, 1970'li ve 1980'li yıllarda daha çok sermaye ihraç eden gelişmiş ülkeler arasında gerçekleşmiş, 1990'lı yıllarla birlikte, giderek artan oranlarda gelişmekte olan ülkelere de git- meye başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerin Doğrudan Yabancı Sermayeye bakışlarında tarihsel süreç içerisinde önemli değişiklikler olmuştur. Genel olarak uluslararası yatırımcılara ve bunların yaptığı yatırımlara karşı büyük bir şüphe oluşmuştur. Doğrudan yabancı yatırımlara çok fazla ihtiyaç duyulan gelişmekte olan ülkelerde bunlara şüphe ile yaklaşılmış; yabancı yatırımların ülke egemenliklerini tehlikeye sokacağı, orta ve uzun vadede gelirden daha çok döviz çıkışına yol açtığı ve dolayısıyla sömürgeciliğin bir aracı olduğu düşünülmüştür. Türkiye de yabancı yatırımlara tepki Tasarruf oranları yeterli seviyede olmayan ülkelerde büyüme hızını arttırmak ve kalkınarak gelişmiş ülkelerin refah seviyesine ulaşabilmek için yabancı kaynağa daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Daha fazla yabancı kaynak çekebilmek için ise hukuki ve ekonomik alanda gerekli yapısal düzenlemeleri yaparak güvenli bir yatırım ortamının sağlanması gerekmektedir. Yabancı kaynaklar açısından ise en cazip olanlardan bir tanesi Doğrudan Yabancı Yatırımlardır. Çünkü değişen piyasa koşullarına göre ülkeye hızla girip çıkabilen portföy yatırımlarına göre zor zamanlarda ülkeyi terk edip istikrarsızlık yaratma olasılığı çok daha düşüktür. Doğrudan Yabancı yatırımlara karşı gerek akademik düzeyde, gerekse ülke ve firma yöneticileri arasında ilginin artmasının nedenlerinden biri 1980 sonrasında Doğrudan Yabancı Yatırım- larda görülen hızlı artıştır. DYY'nin hızlı büyümesi, küresel rekabetten ve finansal piyasalar ile mal ve faktör piyasalarındaki serbestleşme eğiliminden kaynaklanmıştır. Birsüredir, ticaret ve yatırım için küresel politika iklimi, ihracata dayalı büyüme ve gelişmenin en parlak döneminde olduğu kadar iyi değildir. Ancak sanayileşmeyi, ekonomik çeşitliliği ve yapısal dönüşümü desteklemek için yatırım çekme ve ihracatı teşvik etme ihtiyacı, gelişmekte olan ülkeler için herzamankinden daha fazla olmaktadır. Son yıllarda hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerde kabul edilen birçok yeni sanayi politikasının neredeyse tamamı yatırım çekmeye önemli ölçüde güvenmektedir. Bu nedenle uluslararası yatırım pazarı giderek daha zor ve rekabetçi hale gelmektedir. Doğrudan yabancı yatırımlar, 1970'li ve 1980'li yıllarda daha çok sermaye ihraç eden gelişmiş ülkeler arasında gerçekleşmiş, 1990'lı yıllarla birlikte, giderek artan oranlarda gelişmekte olan ülkelere de gitmeye başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerin Doğrudan Yabancı Sermayeye bakışlarında tarihsel süreç içerisinde önemli değişiklikler olmuştur. Genel olarak uluslararası yatırımcılara ve bunların yaptığı yatırımlara karşı büyük bir şüphe oluşmuştur. Doğrudan yabancı yatırımlara çok fazla ihtiyaç duyulan gelişmekte olan ülkelerde bunlara şüphe ile yaklaşılmış; yabancı yatırımların ülke egemenliklerini tehlikeye sokacağı, orta ve uzun vadede gelirden daha çok döviz çıkışına yol açtığı ve dolayısıyla sömürgeciliğin bir aracı olduğu düşünülmüştür. Türkiye de yabancı yatırımlara tepki konusunda diğer gelişmekte olan ülkelerle benzer süreçleri yaşamıştır. Örneğin yabancı yatırımlar Osmanlı İmparatorluğu'nun sonunu hazırlayan kapitülasyonlarla eş tutulmuştur. Yabancıların Osmanlı topraklarındaki yatırımları vasıtasıyla elde ettikleri büyük imtiyazlar, devlet yargısında elde ettikleri ayrıcalıklı konum o dönemde büyük zararlara neden olmuştur. Dolayısıyla yabancı yatırımların benzer zararları ülke ekonomisine vereceği endişesi yabancı yatırımlara karşı bir tepki doğurmuştur. Bu tür endişelerin büyük oranda aşıldığı günümüzde gelişmekte olan ekonomiler Dünya genelindeki DYY akımlarından önemli paylar almaktadır. Türkiye ekonomisinin büyüme performansı tarihsel süreç içerisinde incelendiğinde hızlı büyüme dönemlerini durgunluk ya da küçülme dönemlerinin izlediği görülür. 1980 yılında başlayan dışa açılma ve serbestleşme döneminde de ekonomik sorunlar ve istikrarsızlıklar devam etmiştir. 2001 yılında yaşa- nan bankacılık kaynaklı finansal kriz, 2008 yılındaki global ekonomik kriz ve son olarak 2020 yılında Corona virüsü nedeniyle yaşanan finansal ve ekonomik kriz dönemlerinde istikrar bozulmuş ve büyümesekteye uğramıştır.

Tasarruf oranları yeterli seviyede olmayan ülkelerde büyüme hızını arttırmak ve kalkınarak gelişmiş ülkelerin refah seviyesine ulaşabilmek için yabancı kaynağa daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Daha fazla yabancı kaynak çekebilmek için ise hukuki ve ekonomik alanda gerekli yapısal düzenlemeleri yaparak güvenli bir yatırım ortamının sağlanması gerekmektedir. Yabancı kaynaklar açısından ise en cazip olanlardan bir tanesi Doğrudan Yabancı Yatırımlardır. Çünkü değişen piyasa koşullarına göre ülkeye hızla girip çıkabilen portföy yatırımlarına göre zor zamanlarda ülkeyi terk edip istikrarsızlık yaratma olasılığı çok daha düşüktür. Doğrudan Yabancı yatırımlara karşı gerek akademik düzeyde, gerekse ülke ve firma yöneticileri arasında ilginin artmasının nedenlerinden biri 1980 sonrasında Doğrudan Yabancı Yatırımlarda görülen hızlı artıştır. DYY'nin hızlı büyümesi, küresel rekabetten ve finansal piyasalar ile mal ve faktör piyasalarındaki serbestleşme eğiliminden kaynaklanmıştır. Birsüredir, ticaret ve yatırım için küresel politika iklimi, ihracata dayalı büyüme ve gelişmenin en parlak döneminde olduğu kadar iyi değildir. Ancak sanayileşmeyi, ekonomik çeşitliliği ve yapısal dönüşümü desteklemek için yatırım çekme ve ihracatı teşvik etme ihtiyacı, gelişmekte olan ülkeler için herzamankinden daha fazla olmaktadır. Son yıllarda hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerde kabul edilen birçok yeni sanayi politikasının neredeyse tamamı yatırım çekmeye önemli ölçüde güvenmektedir. Bu nedenle uluslararası yatırım pazarı giderek daha zor ve rekabetçi hale gelmektedir. Doğrudan yabancı yatırımlar, 1970'li ve 1980'li yıllarda daha çok sermaye ihraç eden gelişmiş ülkeler arasında gerçekleşmiş, 1990'lı yıllarla birlikte, giderek artan oranlarda gelişmekte olan ülkelere de git- meye başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerin Doğrudan Yabancı Sermayeye bakışlarında tarihsel süreç içerisinde önemli değişiklikler olmuştur. Genel olarak uluslararası yatırımcılara ve bunların yaptığı yatırımlara karşı büyük bir şüphe oluşmuştur. Doğrudan yabancı yatırımlara çok fazla ihtiyaç duyulan gelişmekte olan ülkelerde bunlara şüphe ile yaklaşılmış; yabancı yatırımların ülke egemenliklerini tehlikeye sokacağı, orta ve uzun vadede gelirden daha çok döviz çıkışına yol açtığı ve dolayısıyla sömürgeciliğin bir aracı olduğu düşünülmüştür. Türkiye de yabancı yatırımlara tepki Tasarruf oranları yeterli seviyede olmayan ülkelerde büyüme hızını arttırmak ve kalkınarak gelişmiş ülkelerin refah seviyesine ulaşabilmek için yabancı kaynağa daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Daha fazla yabancı kaynak çekebilmek için ise hukuki ve ekonomik alanda gerekli yapısal düzenlemeleri yaparak güvenli bir yatırım ortamının sağlanması gerekmektedir. Yabancı kaynaklar açısından ise en cazip olanlardan bir tanesi Doğrudan Yabancı Yatırımlardır. Çünkü değişen piyasa koşullarına göre ülkeye hızla girip çıkabilen portföy yatırımlarına göre zor zamanlarda ülkeyi terk edip istikrarsızlık yaratma olasılığı çok daha düşüktür. Doğrudan Yabancı yatırımlara karşı gerek akademik düzeyde, gerekse ülke ve firma yöneticileri arasında ilginin artmasının nedenlerinden biri 1980 sonrasında Doğrudan Yabancı Yatırım- larda görülen hızlı artıştır. DYY'nin hızlı büyümesi, küresel rekabetten ve finansal piyasalar ile mal ve faktör piyasalarındaki serbestleşme eğiliminden kaynaklanmıştır. Birsüredir, ticaret ve yatırım için küresel politika iklimi, ihracata dayalı büyüme ve gelişmenin en parlak döneminde olduğu kadar iyi değildir. Ancak sanayileşmeyi, ekonomik çeşitliliği ve yapısal dönüşümü desteklemek için yatırım çekme ve ihracatı teşvik etme ihtiyacı, gelişmekte olan ülkeler için herzamankinden daha fazla olmaktadır. Son yıllarda hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerde kabul edilen birçok yeni sanayi politikasının neredeyse tamamı yatırım çekmeye önemli ölçüde güvenmektedir. Bu nedenle uluslararası yatırım pazarı giderek daha zor ve rekabetçi hale gelmektedir. Doğrudan yabancı yatırımlar, 1970'li ve 1980'li yıllarda daha çok sermaye ihraç eden gelişmiş ülkeler arasında gerçekleşmiş, 1990'lı yıllarla birlikte, giderek artan oranlarda gelişmekte olan ülkelere de gitmeye başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerin Doğrudan Yabancı Sermayeye bakışlarında tarihsel süreç içerisinde önemli değişiklikler olmuştur. Genel olarak uluslararası yatırımcılara ve bunların yaptığı yatırımlara karşı büyük bir şüphe oluşmuştur. Doğrudan yabancı yatırımlara çok fazla ihtiyaç duyulan gelişmekte olan ülkelerde bunlara şüphe ile yaklaşılmış; yabancı yatırımların ülke egemenliklerini tehlikeye sokacağı, orta ve uzun vadede gelirden daha çok döviz çıkışına yol açtığı ve dolayısıyla sömürgeciliğin bir aracı olduğu düşünülmüştür. Türkiye de yabancı yatırımlara tepki konusunda diğer gelişmekte olan ülkelerle benzer süreçleri yaşamıştır. Örneğin yabancı yatırımlar Osmanlı İmparatorluğu'nun sonunu hazırlayan kapitülasyonlarla eş tutulmuştur. Yabancıların Osmanlı topraklarındaki yatırımları vasıtasıyla elde ettikleri büyük imtiyazlar, devlet yargısında elde ettikleri ayrıcalıklı konum o dönemde büyük zararlara neden olmuştur. Dolayısıyla yabancı yatırımların benzer zararları ülke ekonomisine vereceği endişesi yabancı yatırımlara karşı bir tepki doğurmuştur. Bu tür endişelerin büyük oranda aşıldığı günümüzde gelişmekte olan ekonomiler Dünya genelindeki DYY akımlarından önemli paylar almaktadır. Türkiye ekonomisinin büyüme performansı tarihsel süreç içerisinde incelendiğinde hızlı büyüme dönemlerini durgunluk ya da küçülme dönemlerinin izlediği görülür. 1980 yılında başlayan dışa açılma ve serbestleşme döneminde de ekonomik sorunlar ve istikrarsızlıklar devam etmiştir. 2001 yılında yaşa- nan bankacılık kaynaklı finansal kriz, 2008 yılındaki global ekonomik kriz ve son olarak 2020 yılında Corona virüsü nedeniyle yaşanan finansal ve ekonomik kriz dönemlerinde istikrar bozulmuş ve büyümesekteye uğramıştır.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat