Tam Miftah'ül Kulub (2. Hamur) Kalblerin Anahtarı

Stok Kodu:
9280000001028
Boyut:
16.50x24.50
Sayfa Sayısı:
666
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2000
Çeviren:
Ali Rüştü Oran
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe Arapça
%15 indirimli
55,00
46,75
9280000001028
662474
Tam Miftah'ül Kulub (2. Hamur)
Tam Miftah'ül Kulub (2. Hamur) Kalblerin Anahtarı
46.75

Mehmet Nuri Şemseddin-el-Nakşibendi kaddesallahu sIrrahul-Ali hazretleri; Kutb-ür-Rabbani, Gavs-ül-Samedani, Sultan-ül-evliya Seyyid Abdülkadir Geylani kaddesallahu sırrahul-Ali hazretlerinin, on beşinci batın evlatlarından olup, Taşköprü kazasının Ayvalı kasabası ileri gelenlerinden şehit Seyyid Hüseyin Efendi'nin oğludur.

Hicri 1216 yılında, İstanbul'da doğmuşlar ve tahsil çağına girdiklerinde, evleri civarında bulunan Mercan ağa mektebinde Besmele-i-şerif çekerek, Kur'an-ı-kerim öğrenmeğe başlamışlardır.

1230 yılında, henüz 14 yaşlarında iken Kur'an-ı-azim-üş-şanı hıfzetmeğe muvaffak olmuşlar ve 1231 yılından itibaren Bayazit cami-i-şerifinde ders veren o devrin tanınmış dersi'amlarından Baltacı namiyle mAruf Hasan Efendi'den sarf ve nahiv ve mantık tahsiline başlamışlardır.

1242 yılında, hac farizasını ifa maksadiyle Hicaz'a gitmişler ve Haremeyn'i ziyaretten sonra İstanbul'a dönüşlerinde, Süleymaniye Cami-i­ şerifinde ders veren, devrin değerli alim ve muhakkiklerinden Şehri Hafız Efendi olarak tanınmış İstanbul'lu Hafız Mehmet Efendi'nin derslerine devama başlamışlar, Şemsiyye şerhinden itibaren muhtelif ilim kollarında tahsillerini tamamlamağa muvaffak olarak, her manada ilim ve irfan sahibi olmuşlardır.

Fakat. bununla da yetinmemişler, devrin meşhur alimlerinden Buldanlı lakabı ile tanınmış Kayyumi El-hac Mehmet Efendi'den Me'ani ilmini, Şalcı lakabı ile tanınmış Tosya'lı Ali Efendi'den Fıkıh ilmini ve Şehri Hafız Efendi'nin de üstadı olan Kazan'lı Mehmet Efendi'den Usul ilmini tahsil etmişler, tanınmış hattatlardan Keberci Zade Mehmet Vasfi Evfendi'den de Hat ve Kitabet'i talim eylemişlerdir.

Bu arada, Kayseri'nin tanınmış alimlerinden ve Nakşibendi meşayihi ulularından Evliya-il-arifiyn Şeyh El-hac Mehmet Sait Efendi kuddise sırrahu hazretleri, 1236 yılı ortalarında büyük mürşitleri Şeyh El-Hac Ahmet Behcet-iyyül-Kayseri kuddise sırrahu hazretleriyle birlikte istanbul'a gelmişler. Bir gün, Mehmet Nuri Şemseddin-el-Nakşibendi hazretlerine rastlamışlar ... Şeyh Ahmet Behcet-iyyül-Kayseri hazretleri, Şeyh Mehmet Sait Efendi hazretlerine:

Bu genci, sen irşôd edeceksin. Onun yüzünden, Ümmeti Muhammed'den bir çokları vasıl-ı-hak olacaklardır, buyurmuşlar.

Büyük mürşitlerinden böyle bir vazife alan Şeyh Mehmet Sait Efendi, o günden itibaren 18 yıl ramazan aylarında istanbul'a gelerek, Bayazıt cami-i-şerifinde vaaz ve nasihata devam buyurmuşlar ve şeyhinin işaret buyurdukları zamanı kollamışlardır.

Nihayet. 1244 ramazanında beklenen hadise zuhura gelmiş ve Mehmet Nuri Şemseddin-el-Nakşibendi hazretleri, aradığı mürşidin Şeyh Mehmet Sait Efendi olduğunu anlamış ve kendilerinden inabet almıştır.

1232 yılında muhterem pederleri vefat etmiş bulunduğundan, dul kalan valideleri Naile hatunu, mürşidi Mehmet Sait Efendi ile nikahlayan Mehmet Nuri Şemseddin-el-Nakşibendi hazretleri, şeyhine babalık makamını da tevdi buyurmuşlardır. Böylece, 1252 yılına kadar kendisinden tarikatin esaslarını ve adabını öğrenmişler, hilafet ve velayet rütbesine ulaşmışlardır.

1256 yılında hilafet makamını ihraz buyurmalarından sonra, mürşit­ leri Mehmet Sait Efendi kuddise sırrahu hazretlerine, ikinci Sultan Mahmut tarafından, Hünkar Hacı Bektaş-ı-Veli kaddesallahu sırrahul-ali der­ gah-ı-şerifinin meşihati tevcih buyurulmuş olduğundan, birlikte, Kırşehir'e gitmişler ve üç ay orada kaldıktan ve mürşidi ile Erba'iyn çıkardıktan sonra" irşad vazifesiyle görevlendirilerek istanbul'a gönderilmişlerdir.

İstanbul'da, Uzun çarşı başında bulunan evlerinde tarikat saliklerini ve hakikat taliplerini irşada başlamışlardır.

Bu sırada, 1252 yılı muharrem ayında Beşiktaş'ta medfOn Kutb-ül­ arifiyn Mevlana Yahya Efendi kaddesallahu sırrahul-ali hazretlerinin türbedarı Arif-i-billah Şeyh El-hac Ali Efendi'nin hakka yürümesi üzerine, İkinci Sultan Mahmut Han tarafından onun yerine türbedarlığa intihap olunmuşlar ve birkaç gün sonra da, padişah Tophane meydanında inşa olu­ nan Nusretiyye Cami-i-şerifinde Şifa-i-şerif dersleri vermesini irade buyurmuşlardır. Bizzat Ikinci Sultan Mahmut Han da, üç hafta cuma selamlığını bu cami-i-şerifte yapmışlar ve Mehmet Nuri Şemseddin-el-Nakşibendi hazretlerinin derslerini de dinlemişlerdir.

Bu tarihten itibare'n beş sene, Yahya Efendi türbesinde, müntesiplerini ve müridlerini irşada devam buyurmuşlar. Menar, Mülteka ve Birgivi merhumun Tarikat-ı Muhammediye'sini tedris ve talim etmişlerdir.

1257 yılında, ikinci defa olarak Beyt-i-haramı hac ve Seyyid-il-enam efendimizin ravzalarını ziyaretten sonra Istanbul'a dönerek derslerine de­ vam buyurmuşlardır.
1274 yılında, Medine-i-münevvereye giderek beş ay müddetle Fahr-i­ risalet efendimizin huzuru saadetlerinde bulunmuşlar ve İstanbul'a dönerek 30 yıl irşad seceadesinde oturmuşlar ve 1282 şevval ayının on dördüncü salı gecesi, sayılı nefeslerini ikmal ederek Dergah-ı-Rabbi izzete yürümüşlerdir.

Cenaze namazları, Beşiktaş'ta Sinan Paşa cami-i-kebirinde meşayih, ulema. ve çok kalabalık bir cemaatle kılındıktan sonra, Mevlana Yahya Efendi hazretlerinin türbe-i-şerifleri içInde güney yönünde ebedi istirahat­ ga.hlarına tevdi olunmuşlardır.

Sureti ve siyrefi şeriat-i-mutahharaya ve sünen-i-seniyeye uygun, gü­ zel tabiatli, zahit, cömertliği ve elinin açıklığı herkese şAmil, kudsi nefesleri ve açık kerametleriyle tanınmış kamil bir mürşid idiler. Müritleri ve müntesipleri sayısız, feyiz ve irşadiyle tekmil-i-tarik ve sülük edenler de pek çok olup, yirmiden fazla halifeleri vardı.

Eserleri arasında. hayatlarında müntesipleri için neşir buyurdukları Vasiyyetname'leri ile. irtihallerinden sonra ele geçen Miftah-ül-Kulub ve Mürakabr adlarındaki risaleleri birkaç defa tab'olunmuştur. Silsile-i-tarikleri şöyledir:

Büyük mürşitleri Şeyh El-hac Mehmet Said-el-Kayseriyyel-Nakşibendi Hazretleri, Şeyh El-Hac Ahmet Behcet-iyyül-Kayseriyyel-Nakşibendi Hazretlerinden o da Külahi zade Şeyh El-Hac Mahmud-ül-Kayseriyyül-Nakşibendiyyül-üveysi hazretlerinden, onlar da hazreti Hızır aleyhisselam ve ruhaniyyet-i-Hazret-i-Şah-ı-Nakşibend'den ahzı tarikat etmişlerdir.

Allahu teala. cümlesine rahmet buyursun ve bizleri de feyizlerinden yararlandırsın, (Amin .. )

Mehmet Nuri Şemseddin-el-Nakşibendi kaddesallahu sIrrahul-Ali hazretleri; Kutb-ür-Rabbani, Gavs-ül-Samedani, Sultan-ül-evliya Seyyid Abdülkadir Geylani kaddesallahu sırrahul-Ali hazretlerinin, on beşinci batın evlatlarından olup, Taşköprü kazasının Ayvalı kasabası ileri gelenlerinden şehit Seyyid Hüseyin Efendi'nin oğludur.

Hicri 1216 yılında, İstanbul'da doğmuşlar ve tahsil çağına girdiklerinde, evleri civarında bulunan Mercan ağa mektebinde Besmele-i-şerif çekerek, Kur'an-ı-kerim öğrenmeğe başlamışlardır.

1230 yılında, henüz 14 yaşlarında iken Kur'an-ı-azim-üş-şanı hıfzetmeğe muvaffak olmuşlar ve 1231 yılından itibaren Bayazit cami-i-şerifinde ders veren o devrin tanınmış dersi'amlarından Baltacı namiyle mAruf Hasan Efendi'den sarf ve nahiv ve mantık tahsiline başlamışlardır.

1242 yılında, hac farizasını ifa maksadiyle Hicaz'a gitmişler ve Haremeyn'i ziyaretten sonra İstanbul'a dönüşlerinde, Süleymaniye Cami-i­ şerifinde ders veren, devrin değerli alim ve muhakkiklerinden Şehri Hafız Efendi olarak tanınmış İstanbul'lu Hafız Mehmet Efendi'nin derslerine devama başlamışlar, Şemsiyye şerhinden itibaren muhtelif ilim kollarında tahsillerini tamamlamağa muvaffak olarak, her manada ilim ve irfan sahibi olmuşlardır.

Fakat. bununla da yetinmemişler, devrin meşhur alimlerinden Buldanlı lakabı ile tanınmış Kayyumi El-hac Mehmet Efendi'den Me'ani ilmini, Şalcı lakabı ile tanınmış Tosya'lı Ali Efendi'den Fıkıh ilmini ve Şehri Hafız Efendi'nin de üstadı olan Kazan'lı Mehmet Efendi'den Usul ilmini tahsil etmişler, tanınmış hattatlardan Keberci Zade Mehmet Vasfi Evfendi'den de Hat ve Kitabet'i talim eylemişlerdir.

Bu arada, Kayseri'nin tanınmış alimlerinden ve Nakşibendi meşayihi ulularından Evliya-il-arifiyn Şeyh El-hac Mehmet Sait Efendi kuddise sırrahu hazretleri, 1236 yılı ortalarında büyük mürşitleri Şeyh El-Hac Ahmet Behcet-iyyül-Kayseri kuddise sırrahu hazretleriyle birlikte istanbul'a gelmişler. Bir gün, Mehmet Nuri Şemseddin-el-Nakşibendi hazretlerine rastlamışlar ... Şeyh Ahmet Behcet-iyyül-Kayseri hazretleri, Şeyh Mehmet Sait Efendi hazretlerine:

Bu genci, sen irşôd edeceksin. Onun yüzünden, Ümmeti Muhammed'den bir çokları vasıl-ı-hak olacaklardır, buyurmuşlar.

Büyük mürşitlerinden böyle bir vazife alan Şeyh Mehmet Sait Efendi, o günden itibaren 18 yıl ramazan aylarında istanbul'a gelerek, Bayazıt cami-i-şerifinde vaaz ve nasihata devam buyurmuşlar ve şeyhinin işaret buyurdukları zamanı kollamışlardır.

Nihayet. 1244 ramazanında beklenen hadise zuhura gelmiş ve Mehmet Nuri Şemseddin-el-Nakşibendi hazretleri, aradığı mürşidin Şeyh Mehmet Sait Efendi olduğunu anlamış ve kendilerinden inabet almıştır.

1232 yılında muhterem pederleri vefat etmiş bulunduğundan, dul kalan valideleri Naile hatunu, mürşidi Mehmet Sait Efendi ile nikahlayan Mehmet Nuri Şemseddin-el-Nakşibendi hazretleri, şeyhine babalık makamını da tevdi buyurmuşlardır. Böylece, 1252 yılına kadar kendisinden tarikatin esaslarını ve adabını öğrenmişler, hilafet ve velayet rütbesine ulaşmışlardır.

1256 yılında hilafet makamını ihraz buyurmalarından sonra, mürşit­ leri Mehmet Sait Efendi kuddise sırrahu hazretlerine, ikinci Sultan Mahmut tarafından, Hünkar Hacı Bektaş-ı-Veli kaddesallahu sırrahul-ali der­ gah-ı-şerifinin meşihati tevcih buyurulmuş olduğundan, birlikte, Kırşehir'e gitmişler ve üç ay orada kaldıktan ve mürşidi ile Erba'iyn çıkardıktan sonra" irşad vazifesiyle görevlendirilerek istanbul'a gönderilmişlerdir.

İstanbul'da, Uzun çarşı başında bulunan evlerinde tarikat saliklerini ve hakikat taliplerini irşada başlamışlardır.

Bu sırada, 1252 yılı muharrem ayında Beşiktaş'ta medfOn Kutb-ül­ arifiyn Mevlana Yahya Efendi kaddesallahu sırrahul-ali hazretlerinin türbedarı Arif-i-billah Şeyh El-hac Ali Efendi'nin hakka yürümesi üzerine, İkinci Sultan Mahmut Han tarafından onun yerine türbedarlığa intihap olunmuşlar ve birkaç gün sonra da, padişah Tophane meydanında inşa olu­ nan Nusretiyye Cami-i-şerifinde Şifa-i-şerif dersleri vermesini irade buyurmuşlardır. Bizzat Ikinci Sultan Mahmut Han da, üç hafta cuma selamlığını bu cami-i-şerifte yapmışlar ve Mehmet Nuri Şemseddin-el-Nakşibendi hazretlerinin derslerini de dinlemişlerdir.

Bu tarihten itibare'n beş sene, Yahya Efendi türbesinde, müntesiplerini ve müridlerini irşada devam buyurmuşlar. Menar, Mülteka ve Birgivi merhumun Tarikat-ı Muhammediye'sini tedris ve talim etmişlerdir.

1257 yılında, ikinci defa olarak Beyt-i-haramı hac ve Seyyid-il-enam efendimizin ravzalarını ziyaretten sonra Istanbul'a dönerek derslerine de­ vam buyurmuşlardır.
1274 yılında, Medine-i-münevvereye giderek beş ay müddetle Fahr-i­ risalet efendimizin huzuru saadetlerinde bulunmuşlar ve İstanbul'a dönerek 30 yıl irşad seceadesinde oturmuşlar ve 1282 şevval ayının on dördüncü salı gecesi, sayılı nefeslerini ikmal ederek Dergah-ı-Rabbi izzete yürümüşlerdir.

Cenaze namazları, Beşiktaş'ta Sinan Paşa cami-i-kebirinde meşayih, ulema. ve çok kalabalık bir cemaatle kılındıktan sonra, Mevlana Yahya Efendi hazretlerinin türbe-i-şerifleri içInde güney yönünde ebedi istirahat­ ga.hlarına tevdi olunmuşlardır.

Sureti ve siyrefi şeriat-i-mutahharaya ve sünen-i-seniyeye uygun, gü­ zel tabiatli, zahit, cömertliği ve elinin açıklığı herkese şAmil, kudsi nefesleri ve açık kerametleriyle tanınmış kamil bir mürşid idiler. Müritleri ve müntesipleri sayısız, feyiz ve irşadiyle tekmil-i-tarik ve sülük edenler de pek çok olup, yirmiden fazla halifeleri vardı.

Eserleri arasında. hayatlarında müntesipleri için neşir buyurdukları Vasiyyetname'leri ile. irtihallerinden sonra ele geçen Miftah-ül-Kulub ve Mürakabr adlarındaki risaleleri birkaç defa tab'olunmuştur. Silsile-i-tarikleri şöyledir:

Büyük mürşitleri Şeyh El-hac Mehmet Said-el-Kayseriyyel-Nakşibendi Hazretleri, Şeyh El-Hac Ahmet Behcet-iyyül-Kayseriyyel-Nakşibendi Hazretlerinden o da Külahi zade Şeyh El-Hac Mahmud-ül-Kayseriyyül-Nakşibendiyyül-üveysi hazretlerinden, onlar da hazreti Hızır aleyhisselam ve ruhaniyyet-i-Hazret-i-Şah-ı-Nakşibend'den ahzı tarikat etmişlerdir.

Allahu teala. cümlesine rahmet buyursun ve bizleri de feyizlerinden yararlandırsın, (Amin .. )

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat