Tinin Fenomenolojisi Önsöz Giriş - 1
Hegel, Kant’ın yönteminin yol açtığı durumu betimlerken bir “alet” olarak görülen bilgi edinimini bir tarafta, bilgi ediniminin öznesi olan “biz” başka bir tarafta ve bilgisi edinilmek istenen “mutlak” daha başka bir taraftadır. Eş deyişle özne, yöntem ve bilgi ediniminin nesnesi (ki buna Hegel mutlak olan diyor) birbirlerinden tamamıyla kopuk oluşmuştur, birbirinden sanki tamamıyla farklı kökenlere sahip ve bu nedenle birbirine tamamıyla yabancıdır. Bu durumu Hegel “Giriş” bölümünde (paragraf 74) betimlerken şöyle diyor: “bilgi edinmenin bir alet ve araç olduğuna ve bizim kendimizin de bu bilgi ediniminden farklı olduğumuza” ikna olursak, “mutlak olanın bir tarafta durduğu ve bilgi edinmenin diğer tarafta kendi başına ve mutlak olandan ayrı”, “mutlak olanın dışında”, yani “gerçeğin dışında” olarak almış oluruz. Hegel, bu “ya ya-da” durumunu “hataya düşmekten” korkulduğu için “gerçeği bilmekten korkma” hâli olarak tanımlıyor. Fakat felsefe, Hegel’in “Önsöz”de (paragraf 3) dile getirdiği gibi “eşyanın kendisini ele almak” zorundadır. Burada söz konusu olan her yönlü yabancılaşma sisteminden kurtulmanın başka bir yolu bulunmamaktadır.
Doğan Göçmen
Hegel, Kant’ın yönteminin yol açtığı durumu betimlerken bir “alet” olarak görülen bilgi edinimini bir tarafta, bilgi ediniminin öznesi olan “biz” başka bir tarafta ve bilgisi edinilmek istenen “mutlak” daha başka bir taraftadır. Eş deyişle özne, yöntem ve bilgi ediniminin nesnesi (ki buna Hegel mutlak olan diyor) birbirlerinden tamamıyla kopuk oluşmuştur, birbirinden sanki tamamıyla farklı kökenlere sahip ve bu nedenle birbirine tamamıyla yabancıdır. Bu durumu Hegel “Giriş” bölümünde (paragraf 74) betimlerken şöyle diyor: “bilgi edinmenin bir alet ve araç olduğuna ve bizim kendimizin de bu bilgi ediniminden farklı olduğumuza” ikna olursak, “mutlak olanın bir tarafta durduğu ve bilgi edinmenin diğer tarafta kendi başına ve mutlak olandan ayrı”, “mutlak olanın dışında”, yani “gerçeğin dışında” olarak almış oluruz. Hegel, bu “ya ya-da” durumunu “hataya düşmekten” korkulduğu için “gerçeği bilmekten korkma” hâli olarak tanımlıyor. Fakat felsefe, Hegel’in “Önsöz”de (paragraf 3) dile getirdiği gibi “eşyanın kendisini ele almak” zorundadır. Burada söz konusu olan her yönlü yabancılaşma sisteminden kurtulmanın başka bir yolu bulunmamaktadır.
Doğan Göçmen